Suriye Savaşı’nın dünya için tehlikesi: Felaket son anda engellendi

safe_image

Elijah J. Magnier , Ejmagnier.com : @ejmalrai

Medya Şafak 22.4.2018 20:43 ANALİZ Ortadoğu’daki bütün ABD üslerine ve ABD müttefiki Arap ülkelerine karşı hedefler belirlendi. İran, Suriye ve Hizbullah, saldırıyla aynı akşam gerçekleşmesi planlanan, seçilmiş hedefleri yüzlerce füzeyle vuracak ani bir karşı saldırının hazırlıklarını yaptılar. Savaş planı hazırlanmış, güncellenmiş ve Hasan Nasrallah’a sunulmuştu.

 

Rusya ve Amerika arasındaki son dakika temasları, Ortadoğu’da büyük tahrip edici sonuçları olabilecek bir savaşın patlak vermesini büyük ölçüde engelledi; ancak bundan tamamen kaçınmak olanaklı mı? Peki ne zamana kadar kaçınabiliriz?

ABD’nin planı, Suriye’yi vurarak ordu kapasitesi ve efektifliğine kalıcı zarar vermek ve orduyu tamamen tahrip etmekti. Suriye ve müttefikleri bu plandan haberdardı ve çeşitli cephelerde karşı atak için hazırdı. Bu hazırlık, Suriye’ye zamanı geldiğinde sahne arkasından savaşın koşulları ve gidişatı içinde destek olmak isteğindeki Rusya tarafından yapıldı.

Washington, Doğu Akdeniz’deki Suriye ve müttefiklerinin askeri altyapılarına mümkün olduğunca zarar vermek amacındaki saldırı planını Moskova’ya (Rus kuvvetlerinin de tahrip edilmesi amacı dışında) bildirdi.

İsrail de durum hakkında bilgilendirilmişti ve askeri aygıtlarını karşı atak hazırlığı için alarma geçirdi. Fakat ABD ve İsrail askeri ve siyasi liderlikleri, İran ve müttefiklerinin bir şok durumunda kalacağına ve Amerika’nın kesin silah üstünlüğüne karşılık vermekten aciz ve buna isteksiz olacağına inanıyorlardı.

Suriye müttefiklerine yakın kaynaklar, bu ayın başındaki T4 askeri üssüne düzenlenen saldırının İran’ın bir karşı saldırıya ne kadar hazırlıklı ve yeterli olduğunu test etmek amacıyla yapıldığına inanıyor. Bu saldırı, üste çalışan 7 İranlı görevlinin hayatına mâl oldu. İsrail, İran’a karşı güçlü bir operasyondan kaçınarak sınırlı bir doğrudan çarpışma ile reaksiyon testi yapmak istedi. İran askeri güçlerinin ana karargâhının Şam Havaalanı’na bağlı birden fazla binada kumanda ve kontrol sağladığı biliniyor. Burası, tüm Suriye toprağı üzerindeki silah, cephane, iletişim, mutfak ve lojistiğin koordine edildiği yer.

İsrail saldırısı, daha geniş bir saldırıya verilecek reaksiyonu test ediyordu ve görünen o ki Tel Aviv ve Washington arasında planlanmıştı, Ortadoğu ülkeleriyse bu durumdan, zamanlama ve saldırının seviyesi gibi detaylar dışında haberdardı. ABD, saldırı için uygun bir fırsat, dünyaya sunacak bir bahane bekliyordu, “kimyasal saldırı” gibi. Suriye’deki Selefi gruplar 7 yılda, Batılı profesyonellerin de yardımıyla her çeşit saldırıda uzmanlaştı. Bu bir déjà vu: 1982 yılında İsrail, Lübnan’a, İsrail’in Londra Büyükelçisi Shlomo Argov’un vurulmasından üç gün sonra saldırdı.

İran’dan hemen bir karşılık gelmemesi Tel Aviv ve Washington tarafından İran’ın daha geniş bir saldırıda vereceği karşılığın belirgin bir göstergesi ya da İran ve Hizbullah liderliklerinin Doğu Akdeniz’de bulunan askeri üslere yapılacak bir saldırıya gelecekte vereceği bir reaksiyonun kanıtı olarak değerlendirilmekten uzaktı. Fakat bu durumda İran, Hizbullah ve Suriye Ordusuna saldıracak olan ABD (mükemmel ve ezici silahlara sahip bir süper güç) olacaktı, İsrail değil. İran’ın karşılık verme biçimi ise genelde doğrudan değil dolaylı yollardan ve müttefikleri (Lübnan, Suriye, Irak, Yemen) aracılığıyla gerçekleşir.

Rusya, ABD’nin ilk saldırı planlarından haberdar edildiğinde doğal olarak, Doğu Akdeniz’de Selefilere karşı ve Suriye hükümetinin tüm toprakları üzerindeki kontrolünü yeniden sağlaması için birlikte savaştığı partnerlerini bilgilendirdi.

İran, hemen önlemler alarak tüm askeri üslerini temizledi ve Suriye’deki müttefiklerini derhal harekete çağırdı. Lübnan, Suriye ve İran’da, ABD ve müttefiklerinden gelecek saldırının ilk dalgasına eş zamanlı bir karşı atak düzenlemek amaçlı yoğun toplantılar yapıldı.

İran askeri hazırlıklarını saklamak için herhangi bir gayret göstermedi: Ortadoğu’daki bütün ABD üslerine ve ABD müttefiki Arap ülkelerine karşı hedefler belirlendi. İran, Suriye ve Hizbullah, saldırıyla aynı akşam gerçekleşmesi planlanan, seçilmiş hedefleri yüzlerce füzeyle vuracak ani bir karşı saldırının hazırlıklarını yaptılar. Savaş planı hazırlanmış, güncellenmiş ve Hasan Nasrallah’a sunulmuştu. Nasrallah, liderliği boyunca subayların hareketlerinin en küçük detaylarını, savunma ve savaş hazırlığı ile ilgili bütün askeri planlarını incelemiştir. Bu nedenle Hizbullah Genel Sekreteri, yalnızca bir politik lider değil, ordusunun etkili bir kumandanıdır da. Böylece, Suriye ve Hizbullah, füzelerini tek bir hedefe yönlendirmişlerdi: İsrail.

“Direniş Ekseni”nin Iraklı müttefikleri de savaşa katılarak paylarına düşeni yapmaya ve ABD’nin Mezopotamya’daki askeri varlığına karşı koymaya hazırdılar. Hareket planı tamamlanmış ve karşı saldırıları yönetmek için birkaç operasyon alanı hazırlanmıştı.

İran, Rusya’yı niyeti konusunda bilgilendirdi: ‘’Eksen” bir savaştan mümkün olduğunca kaçınacaktı; ancak ikinci varoluş savaşında mücadele etmeye de hazırdı. İlk savaş, Doğru Akdeniz’de genişleyen oldukça güçlü Tekfiri gruplara karşı, diğer yakın ülkelere (İran ve Lübnan) henüz gelmeden önce ve öteki pek çok ülke “Direniş Ekseni” ile bağlantısızken, Suriye ve Irak’ta verilmişti.

İran ve Hizbullah, savaş hazırlıklarını saklama çabası içine girmedi. Aksine, ABD ve İsrail’in uydu ve uçaklarının devam eden varlığının farkında olan İran ve Hizbullah, bazı füzeleri eski stratejik noktalarından çıkararak amaçlarının ciddiyetini gösterdi.

“Direniş Ekseni”, karşılaşmayı planladığı düşman gücünün tahrip edicilik kapasitesinin tamamen farkındaydı. Ancak, eksenin kaybedecek bir şeyi yoktu. 2006’daki savaş; İsrail, silah ve askeri kapasite açısından üstün olmasına karşın (hâlâ öyle) Hizbullah’ın hava kuvvetleri olmadan, kısa, orta ve uzun menzilli füzeleri ile savaşın sonunu getirebildiğini gösterdi. Hizbullah, bugün daha mükemmel füzelere ve içinde pek çok hassas nokta yer alan geniş hedeflere sahip.

İran ve müttefikleri, bir ABD saldırısına karşılıksız kalmanın; Lübnan’da Hizbullah’ın gücüne zarar vermeye yönelik bir savaşa, İran’da bir diğer savaşa ve bölgedeki Selefi grupların yeniden üstün olmasına neden olacak biçimde, Suriye’nin tüm askeri kapasitesinin tahribine yol açabileceğini göz önüne aldı. Bugün Suriye’nin kuzeyinde ve el-Tenf kampında, ABD ve Türkiye kontrolünde tutulan 150.000’in üzerinde Selefi militan, Suriye Ordusuna yönelik bir saldırıda yeniden kullanılabilir. Ayrıca şu da not edilmelidir ki Irak hükümeti, Irak’ta kalabilmek için, ABD’nin gelecekteki taleplerine karşı çıkmayı göze almayacak ve bu nedenle Irak’ta pek çok askeri üs kurulacaktır.

Suriye ve müttefiklerine karşı savaşı sürdürmekteki amaç oldukça açıktı: Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün Duma’da gerçekleştiği iddia edilen kimyasal saldırı üzerine incelemesinin Pazar sabah 10’da başlaması bekleniyordu; ancak bir gün önce ABD, İngiltere ve Fransa’nın ani saldırısı gerçekleşti. Bu üçlü için bu saldırı bir tür “şimdi ya da asla” durumuydu. Uluslararası inceleme ekibinden gelecek ve ABD’nin kimyasal saldırı suçlamalarıyla çelişen bir rapor, saldırı için ihtiyaç duyduğu bahaneyi Washington’ın elinden alacaktı.

Yakınlarda da belirtildiği gibi, ABD’nin hedefi Rusya’yı vurmak hiç olmadı. https://www.wsj.com/articles/trump-bowed-to-pentagon-restraint-on-syria-strikes-1523837509 ABD Genelkurmay Başkanı Dunford, hedefler vurulmadan önce, kuvvetlerinin Ruslarla iletişim içinde olduğunu doğruladı. https://thepavlovictoday.com/the-white-house/full-transcript-briefing-by-secretary-mattis-on-u-s-strikes-in-syria/ “Bu, çarpışma ihtimalinin azaltılması için olağan bir hava sahası hareketi ve bu prosedürler, Suriye’deki tüm operasyonlarımız için yürürlükte.” Böylece ABD Rusya’yı haberdar etti, Rusya ise Suriye’yi ABD’nin hedeflerinde yer alan lokasyonları boşaltması ve gelen füzelerden mümkün olduğunca fazla sayıda vurabilmek için savunma füzelerini harekete geçirmesi konusunda bilgilendirdi. Rusya, Suriye’ye yollanan 103 füzeden 71’inin eski Sovyet füzeleri tarafından vurulduğunu açıkladı. Tabii ki İsrail’in patriotları, Demir Kubbe ve Davut’un Sapanı füze savunma sistemleri bile %70’in üzerinde olumlu sonucu garanti edemiyor.

“Direniş Ekseni” tüm araçları kullanarak kolları sıvamaya karar verdi. Bu durum, bir çeşit 80’lere dönüşü de içeriyor; ancak bu zaman aralığında, Suriye, İran ve Hizbullah’a yönelik saldırı ile ilgisi bulunan ülkelerdeki her Batılı, Dünya üzerindeki askeri üsleriyle birlikte hedef olacak. Bu durum, herkes için oldukça çirkin görünüyor. Böyle bir savaşa başlayanlar için başlangıç zamanı bellidir; ancak savaşın ne zaman biteceği belirlenmemiştir.

Bu sınırsız bir felaket tehlikesi mi? Tam olarak değil. Birinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen 1914’te, Saraybosna’da gerçekleşen “küçük” bir olaydı ve Suriye, böyle bir tetikleyici olmak için hâlâ iyi bir aday. Öyle görünüyor ki, bu tehlikeli durumu ortadan kaldırmanın tek yolu Donald Trump’ın elinde ve söz verdiği eylemi gerçekleştirmesine yani kuvvetlerini Suriye’den çekmesine bağlı.

Çeviri: Öykü Altunbaş

www.medyasafak.net

If you read this reporting and you like it, please don’t feel embarrassed to contribute and help fund it for as little as 1 Euro. Your contribution, however small will help ensure its continuity. Thank you.

 

Leave a Reply