Elijah J. Magnier: Suriye İsrail’le savaştan korkmuyor: Angajman kuralları değişti

12 Şubat 2018 Pazartesi

İsrail’in anlatısının sahte olduğunu, uçağın İsrail hava sahasında vurulduğu gerçeğini kamufle etme çabası olduğunu ortaya koyuyor. “Eğer F-16’yı bir SAM-5 füzesi vursaydı, havada patlardı ve geriye hiçbir şey kalmazdı. Uçak, F-16’lar gibi manevra yapabilen, daha küçük fakat daha hassas bir füzeyle vuruldu.” Bu olay, Ayetullah Humeyni’nin Tahran’a dönüşünün ve İran İslam Cumhuriyeti’nin…

Elijah J. Magnier, Elijahjm.wordpress.com

http://medyasafak.net/haber/2516/elijah-j-magnier–suriye-israil-le-savastan-korkmuyor–angajman-kural

Şam’ın hava savunma sistemi ilk kez bir İsrail jetini (F-16) düşürdü ve bu şekilde bir çırpıda İsrail’le olan angajman kurallarını değiştirip, savaşa hazır olduğu ve hava sahasının ihlal edilmesine artık sessiz kalmayacağı yönünde açık bir mesaj gönderdi. Bu çarpışma, Suriye ordusunun ve Suriye ve Lübnan’daki müttefikleri olan Lübnan Hizbullah hareketinin seferberlik durumuna geçmesini tetikledi. Suriye’nin verdiği tepkinin hızı, Suriye topraklarında faaliyet yürüten bütün müttefikler arasında daha önceden en üst düzeyde alınan bir kararın sonucuydu. Bu müttefik güçler, İsrail’in yanıt verip savaş ilan etmeye karar vermesi halinde çatışmayı kaçınılmaz görüyor. Suriye’nin egemenliğinin ihlal edilmesi artık İsrail için açık bir seçenek değil ve İsrail savaş uçakları bundan böyle Levant bölgesi üzerinde alışılagelmiş gezintilerini hiçbir sonucu olmayacak şekilde gerçekleştiremeyecek.

Dahası, Rusya’nın – medyada söylenenlere rağmen – Suriye’nin İsrail’le karşı karşıya gelme kararının farkında olduğu açıktır. Moskova Suriye’ye uçaksavar füzeleri sağlıyor; kuvvetleri Suriye ordusunun kontrolündeki topraklar üzerindeki hava sahasına hakim ve İsrail, Lübnan ve Suriye üzerinde uçan İsrail uçaklarını görecek ve izleyecek radar kapasitesine sahip. Suriye ordusu arka arkaya füzeler fırlattığında ve Suriye semalarında ya da sınır bölgelerinde İsrail hava kuvvetleriyle karşı karşıya geldiğinde Rusya’ya bilgi de veriliyor.

Kuvvetlerinin karada ve Akdeniz’de konuşlanmış olduğu Suriye’de savaşın patlak verdiğini görmek, Rusya’nın çıkarına değildir. Rusya, Suriye’deki varlığı Şam hükümetinin talebiyle ve onlarla mutabakat içinde olduğu için müdahale etme hakkına sahip olduğunu düşünüyor. Bir süper güç olarak oynadığı rolde, Suriye sınırındaki gerilimi durdurmak ve savaşmaları muhtemel taraflara barışı kabul ettirme gücüne sahip olduğunu göstermek onların çıkarınadır.

Suriye’yi, bir İsrail jetinin düşürülmesi pahasına da olsa İsrail ihlallerine tepki vermeye yöneltmek de Moskova’nın çıkarınadır – özellikle Rusya Washington’u, İdlib üzerinde uçan Rus jetini düşüren ve militanlara ve cihadçılara teslim olmayı reddeden pilotunu öldüren Feylak el-Şam militanlarına (İdlib ve civarındaki El Kaide müttefiklerine) uçaksavar füzesi temin etmekle suçlarken.

Bütün bunlar Halep kırsalı, Humus ve İdlib’de “İslam Devleti” (IŞİD) örgütünün elinde bulunan 1200 kilometre karelik bir alanın özgürleştirilip hükümet kontrolüne geri dönmesinden bir gün sonra oldu. Bu bölgelerin kurtarılmasıyla özgürleşen 15 binden fazla Suriye ordusu ve özel birimler mensubu subay ve asker, bir başka cepheye, Suriye devletinin karşısında geriye kalan tek tehdit olan El Kaide ile birlikte gerekirse İsrail’e karşı harekete geçebilir hale geldi.

Bu, altı yıldan fazla zamandır savaş halinde yaşayan Şam hükümetinin İsrail’le savaşmaya ve buna şimdi başlamaya hazır olduğunu gösteriyor. 2006’daki İkinci Lübnan Savaşı, hava gücünün üstünlük kazandırmadığını ve muarız gücün üstesinden gelemeyeceğini kanıtlamıştı: Hizbullah militanları 33 günlük savaş boyunca kesintisiz olarak füze ve roket fırlatmıştı. Son yıllarda Rusya ve İran’dan Suriye’ye tedarik edilen binlerce füze, bir savaş halinde İsrail karşısında büyük çaplı bir tehdit anlamına gelecek ve onun hava üstünlüğünü etkisizleştirecektir.

Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah ayrıca yeni cephenin Nakura’dan (Lübnan’ın güneyi) işgal altındaki Golan Tepeleri’ne (Suriye’nin güneyi) uzanacağını ve bir sonraki savaşa komşu ülkelerden ve çok uzaktakilerden gelen dost güçler içindeki on binlerce kişinin katılacağını söylemişti. Bu, Lübnan ve Suriye’deki bütün kuvvetlerini olası bir İsrail yanıtına karşı tam teyakkuz haline geçiren Hizbullah’ın, Tel Aviv’in gerilimi tırmandırdığı anda savaş için hazır olduğu anlamına geliyor.

Tel Aviv bugün savaş istemiyor olabilir; kafası karışık halde ve iç cephesinin hazırlıksız olduğu, ordusunun da yetersiz sonuçlar alınacak ve amaçlara (Hizbullah’ı silahsızlandırmak ve Suriye’nin askeri kapasitesini yok etmek) ulaşılamayacak bir savaşa girişmeyeceği bir anda, savaşın nelere yol açabileceğini bilmiyor.

İsrail’in kafa karışıklığı kendini şu şekilde gösterdi: Önce, İran’ı tırmanışın arkasında olmakla suçladı. Ardında askeri komutanlığı, “İsrail hava sahasına sızan İran’a ait bir insansız hava aracının düşürüldüğünü” iddia etti – fakat daha sonra İsrail’de değil, Suriye’de bir insansız hava aracının düşürüldüğünü gösteren bir görüntü yayınladı. İran İsrail’in iddiasını yalanladı. Yalnızca birkaç saat sonra İsrail komutanlığı F-16’nın “teknik nedenlerle” düştüğünü söyledi ve en son versiyon daha doğru oldu: F-16, Tedmur yakınlarındaki “El-Suhna üzerinde uçarken düşürüldü”.

Suriye’deki müttefik kuvvetlerden bir komutan bana, Suriye Ordusu Komutanlığı altında hareket eden müttefik kuvvetlerin İsrail Hava Kuvvetleri’ne pusu kurup Suriye hava savunmasını ateşe hazır bir şekilde ileri derecede teyakkuza geçime konusunda mutabakata vardığını söyledi. Ardından Suriye-İsrail sınırına, İsrail yanıtını tetiklemek üzere İsrail hava sahasını ihlal eden bir insansız hava aracı gönderildi. Beklendiği üzere İsrail, insansız hava aracını düşürmek için F-16’sını gönderdi ve sınırda vuruldu. Kaynağa göre, F-16’nın (İsrail versiyonunda olduğu gibi) Suhna üzerinde düşürülmesi imkansız – bunu açık bir yalan olarak görüyor ve uçak gerçekte, El-Suhna’dan 150 km uzakta, Hayfa’nın doğusundaki Kiryat Ata yakınlarında düşürüldü. Bu, İsrail’in anlatısının sahte olduğunu, uçağın İsrail hava sahası içinde vurulduğu gerçeğini kamufle etme çabası olduğunu ortaya koyuyor; kaynağa göre bu durum İsrail otoritesine açık bir meydan okuma demek ve “eğer siz bizim hava sahamızı ihlal ederseniz biz de sizi kendinizinki içinde vururuz” diyen açık bir mesaj niteliği taşıyor.

 “Eğer F-16’yı bir SAM-5 füzesi vursaydı, havada patlardı ve geriye hiçbir şey kalmazdı. Uçak, F-16’lar gibi manevra yapabilen, daha küçük fakat daha hassas bir füzeyle vuruldu” diye teyit eden kaynak, bu konuda daha fazla bilgi vermeyi reddetti.

Bu yüzden kaynağa göre, “İsrail, yetersiz durumunu gizlemek amacıyla, kendi versiyonunu anlatmak için gerçek bir mücadeleye girmiş durumda. Artık Ortadoğu’da olduğuna inandığı gibi hakim bir güç değil, bilakis, savaş tamtamları çalan, komşuları arasında barış içinde yaşamak istemeyen ve bunu yapamayan kibirli liderler tarafından yönetiliyor.”

“Hizbullah İsrail’e karşı savaşa hazırlıklı olduğu gibi, aynı zamanda olası bir savaşta – ancak yalnızca İsrail’in savaşa girmeye karar vermesi halinde – İsrail’e karşı birleşmek üzere bütün Filistinli ve Iraklı grupları bir araya getiriyor. Tel Aviv inisiyatifi elinde tutabilir, ancak savaşı durdurmak ya da kontrol etmek için zamanlamayı elinde tutamıyor.” Kaynağa göre Hizbullah, on yıllardır İsrail’e karşı bir araya gelmemiş derecede çok sayıda müttefiki bir araya topluyor.

Bu “hazırlık yapılmış olay”, Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin Tahran’a dönüşünün ve İran İslam Cumhuriyeti halk devriminin başlangıcının (11 Şubat 1979) 39. yıldönümüyle çakışıyor.

Suriye açık bir şekilde İsrail’e meydan okuyor ve karşı karşıya geliş arayışında. Askeri komutanlığı, savunma sisteminin birden fazla İsrail jetini düşürdüğünü söyleyerek olayın sonucunu abarttı. O esnada İsrail kafa karışıklığı yaşıyordu ve iki saat boyunca olayı gizlemeye çalıştı.

Lübnan’ın 4. ve 9. bloklar için İtalya, Fransa ve Rusya’dan şirketlerin oluşturduğu bir konsorsiyumla, İsrail’in yatırıma olan itirazlarına ve Amerika’nın aracılık girişiminin başarısız olmasına rağmen petrol yatırım sözleşmeleri imzalamasının ardından Ortadoğu’daki savaş atmosferinin tırmanışa geçmesi tesadüf değildir. İsrail, Nakura’dan Golan’a kadar uzanan bir cephede uzun süreli bir askeri tırmanışa hazırlıksız olmasının dışında, aynı zamanda petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine yatırım yapıyor ve kendi ekonomisini canlandırmak istiyor.

Fakat savaşlar, eğer taraflar tırmanış için hazır değilse bile, hatalar ve meydan okumalarla başlar. Bölge, kaynama noktasına ulaşıyor: Suriye savaşı bitmedi. Süper güç ülkeleri bir rekabet halindeler; kendi çıkarları için yarışıyor, dostlarını savunuyor, doğrudan ve vekil güçleri aracılığıyla savaşıyor. Bugün Suriye yalnızca “Bab el-Hara” (“mahallenin kapısı”) isimli diziyle meşhur değil, aynı zamanda tarafların karşılıklı meydan okumalara ve gerilimi tırmandırmaya son vermemesi halinde “topyekün savaşın kapısı” haline gelebilir.

Çeviri: İlyas Halitoğlu

www.medyasafak.net

 

Leave a Reply