Trump, Beyaz Saray’dan ayrılmadan önce İran’a savaş açacak mı?

Yazan Elijah J. Magnier 

Çeviri: Osman soysal

« İran’ın füze programı müzakere edilemez ve yeni seçilen ABD Başkanı Joe Biden bunu çok iyi biliyor ». Bunlar, ABD’nin 2015’te Başkan Barack Obama’nın imzaladığı ancak Başkan Donald Trump’ın 2018’de gayrimeşru bir şekilde yırtıp bir kenara fırlattığı İran’ın nükleer faaliyetleriyle ilgili Viyana anlaşmasına geri dönülmesi konusunda ısrar eden İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin sözleri. Anlaşma, ABD’nin hiçbir zaman sözüne güvenilmemesi gerektiğini söyleyen İranlı lider Seyid Ali Hamaney tarafından da desteklenmektedir. Hamaney, ABD’nin ağır yaptırımları uygulamasının yanı sıra İran’ın pazarlık konusu olmayan sivil nükleer programına ve füze kabiliyetine bir saldırı planlama olasılığının olduğuna inanmaktadır. İranlı liderler, Trump’ın görev süresinin son ayında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya son bir hediye vermeye istekli olabileceğine inandıkları için, iç cephelerini olası bir çatışmaya hazırlamaktadırlar. İran ayrıca, İsrail’in Arap ülkeleriyle ilişkilerinin normalleşmesinin Trump’ı İran’a saldırmaya cesaretlendirmek için yeni bir teşvik olduğuna inanmaktadır, çünkü « İslam Cumhuriyeti »nin düşmanları bugün çok daha kalabalıktır ve artık kendilerini gizlememektedirler. İran’a karşı bir son dakika savaşı yürütülmesi hala mümkün mü?

İran, 1979 « İslam Devrimi »nden bu yana ABD’nin uyguladığı ağır yaptırımlara maruz kalmış ve hava kuvvetlerini geliştirme imkanı bulamamıştır. Kısa, orta ve uzun menzilli bir dizi sıvı yakıtlı güvenilir füzeyle füze programını geliştirerek bu zayıflığını telafi etmenin bir yolunu bulmuştur. İran, yurt dışından gelen destekle topraklarını 2.000 ila 4.000 km menzilli yerli üretim füzeleriyle donattı.

Her şey, İran’ın kendisini « İslam Cumhuriyeti »ne karşı Saddam Hüseyin’i desteklemeye hazır olan bölge ve hatta dünya ülkeleri karşısında bulduğu 1980 Irak-İran savaşı sırasında başladı. Saddam, kuklası Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin devrilmesinden sonra İran üzerindeki denetimini yitiren sadece ABD’ye karşı savaşmıyordu. İran’ın elinde savaşa girecek silahı yoktu. Bununla birlikte « İslam Cumhuriyeti » 1987’de,  250 ila 300 km menzilli, 1 000 kg patlayıcı taşıyabilen başlıklara sahip ilk SCUD B, BS ve C tipi sıvı yakıt füzelerini Libya, Kuzey Kore ve Çin’den satın almayı başardı.

İşte İran’ın füze programı bu dönemde başladı. İlk kısa ve orta menzilli (150 km-750 km) füzeleri, Fetih ve Tondar 69 ile olduğu gibi 10 metre hassasiyete ulaşmayı başardı. 2002 yılında katı yakıtlı Fetih 110 ve Fetih 313’ün ilk testlerinin gerçekleştirildiği açıklandı. İran ayrıca 2017’de Suriye’de IŞİD’e karşı kullanılan ve 600 kg patlayıcı taşıyabilen, 700 km menzilli Zülfikar füzesini ve 2018’de Kıyam füzesini geliştirdi. 2019’da İran, 1000 km menzilli yeni Dezful füzesinin ve 1350 km menzilli Huveyze seyir füzesinin varlığını ifşa etti. İran ayrıca 1.800 kg patlayıcı yükü taşıyabilen orta menzilli İmad (2.000 km), Siccil (2.200 km) ve Hürremşehr (2.500 km) füzelerini sergiledi.

İran, 2009’da ilk Omid uydusunu başarıyla yörüngeye göndererek ve ardından Safir-1B uzay fırlatıcısıyla ve 2020’de yeryüzünden 400 km yükseklikte yörüngeye fırlatılan İran Devrim Muhafızları’nın askeri uydusu Nur ile ABD’ye meydan okudu.

Birleşmiş Milletler, onayladığı yedi Güvenlik Konseyi kararıyla İran’ın balistik füze üretimini durdurmaya çalıştı: 1696 (2006), 1737 (2006), 1747 (2007), 1803 (2008), 1835 (2008) ), 1929 (2010) ve 2224 (2015). Tüm bu kararlar, İran’ı nükleer başlık taşıyabilen her türlü füze üretiminden kaçınmaya çağıran İran nükleer anlaşmasının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2231 (2015) kararı geçersiz ve hükümsüz hale geldi. 

Öte yandan İran, tüm dünya nükleer kapasitesine ve ülke yetkililerinin üretme niyetinde bile olmadığı bir nükleer bombaya sahip olmasının nasıl önlenebileceğine fazlasıyla odaklandığı için füze programını sıkıntısız bir şekilde yürütmeyi başardı. İran, füze teknolojisini Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan’daki müttefikleriyle paylaştığı için İran’ın Orta Doğu’daki silah varlığı çok güçlendi.İran, müttefiklerine karşı karşıya kaldıkları düşmana bağlı olarak coğrafyalarına ve ihtiyaçlarına uygun füzeler sağlamıştır. Örneğin Lübnan’da İran’ın Hizbullah’a en son sürüm hassas Fetih füzeleri ve işgal altındaki Filistin topraklarının tamamını kapsayabilecek seyir füzeleri sağladı. Patlayıcı yüklerini 1.000 kg’a kadar çıkarabilmek için bu füzelerin menzilini (300 km) kısalttı ve İsrail Hava Kuvvetlerinin üstünlüğü ve uçuş hakimiyeti göz önünde bulundurularak, hızlıca konuşlandırılıp ateşlenebilmelerini mümkün kılmak için sadece katı yakıtlı füzeler teslim etti.

Subscribe to get access

Read more of this content when you subscribe today.

Advertisements
Advertisements
Advertisements

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.